2 Mart 2016 Çarşamba

Yaktım..

Yaktım kelimelerimi.. Hislerimi yaktım.. Kağıt parçalarıydı hepsi ama kül oldular artık.. Gidişini yaktım.. Hiç olmayışını.. Nefretini yaktım.. Can acımı, yaralarımı, kalbimdeki sızıyı yaktım.. Yetmedi, “nefesim”i yaktım.. Anılarımı, cennetimi, cehennemimi yaktım.. Seni yaktım, beni yaktım, saçlarından tutup aramıza sürüklediğin herkesi yaktım.. Gözlerimi, sözlerimi, ciğerlerimi yaktım.. Kokunu yaktım, sesini, gülüşünü, bakışını, saçlarını yaktım.. “Süveyda”nı yaktım, kalbindeki ince sızıyı, “yeni yıl hediyen”i.. Kara gözlerimi yaktım, göz yaşlarımı, sevişlerimi, gamzelerimi yaktım.. Ellerimi yaktım, kalemlerimi, satırlarımı, yazılarımı yaktım.. Saçlarımı yaktım, beynimi, yüreğimi, göğüs kafesimi yaktım.. Tırnaklarımı yaktım, adımlarımı, koşturmalarımı, ayaklarımı yaktım.. Sana gelişlerimi, seni bekleyişlerimi, hiç gelmeyişlerini yaktım.. Midemi yaktım.. Beremi, şalımı, montumu, pantolonumu, hırkamı, tişörtümü yaktım.. Gözlerimi yaktım, kulaklarımı, derimi, göğsümü yaktım.. Kanatlarımı yaktım, uçuşlarımı, düşüşlerimi, ölüşlerimi yaktım.. Hepsinden ziyade, seni affedişlerimi yaktım ben...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder