Bu yazının konusunun da evlilik etrafında dönüp durmasını istiyorum..
İnsan gelecek beklentileri bittiği zaman mı biriyle hayatını birleştirmeye karar verir? Kendiyle ilgili bütün hayallerinden vazgeçtiği ya da aslında hiçbirinin gerçeklikle uzaktan yakından alakası olmadığını farkettiği zaman mı bir başkasıyla beraber kurulmuş, ortaklaşa bir yaşamı mı tercih eder? Nedir insana hayallerinin ufuk kadar uzakta olduğunu hissettiren? Nedir onu tüm beklentilerinden vazgeçiren? Geçmişte yaşadığı düş kırıklıkları mı yoksa bugününün anlamsızlığı mı? Eskiden gerçekleşmesini umarak attığı adımların fiyaskoyla sonuçlanması mı yoksa gelecekle ilgili tek başına bir adım atmaya korkuyor oluşu mu? Peki onu bu denli korkmaya iten ne olabilir? Yine geçmişte yediği kazıklar mı yoksa kendisine bile tamamen güvenemeyeceğini anladığı o keskin anlar mı? Hayatı boyunca kafasındaki soru işaretlerini yanıtlamaya çalışıp durması mı yoksa aslında her bir cevabın onu, cevaplanmamış yeni sorulara götürüyor oluşu mu? Peki ya aşk? Aşk tüm bunların neresinde? Evlilik gibi müthiş bağlayıcı bir kararı bir insana aldırmayı başaran duygunun adı aşk mı? Karşı tarafa duyulan karşılıksız sevgi mi yoksa? Veya, onun gibi birini asla bulamayacağı düşüncesi mi? Peki ya bu işte insanın kendine verdiği değer nerede? Eğer evlilik kararı ya karşı tarafa duyulan yoğun aşktan ya da gelecekle ilgili duyulan korkudan dolayı veriliyorsa, tüm bunların içinde insanın kendisine karşı beslediği sevgi nerede? Mutluluk dedikleri gibi hep "en yakınımızda"ysa ve en yakınımızda her zaman kendimiz varsak, neden bu mutluluğu bulup aslında özümüzün ne kadar değerli olduğunu farkedemiyoruz? Neden kendimizle barışık, güvenli ve sevgi dolu bireyler olmak yerine başkalarına bağımlı, korkak, hayattan doğru düzgün bir beklentisi kalmamış, yalnız ve bıkkın bireyler olduk çıktık? Evliliğin tüm bu olan bitende payı ne? İnsanları daha da mı özgürleştiriyor evlilik yoksa daha da monotonlaştırıp, yaşama sevincini mi azaltıyor günden güne? Bu konu hakkında mantık çerçevesinde herhangi bir genelleme yapacak olursak, evliliğin insanların özleri üzerindeki etkisi hakkında ne söyleyebiliriz? Peki hepsini geçtim, ya toplum baskısı? Evlenmemiş erkeklere "bekarlık sultanlık" olurken neden hala bekar olan kadınlara bozuk turşu muamelesi yapılıyor? Bu da biz kadınları evliliğe iten sebeplerden bir tanesi mi? Yoksa üzerimizde tam tersi bir etki yaratarak bizleri evlilikten mi soğutuyor?
Bilmiyorum, henüz cevapları bulamadım...