24 Mart 2014 Pazartesi

Ayna

Nasıl hissetmesi gerektiğini bilmiyordu.. Sadece hissediyordu bir şeyler.. Kelimelere dök deseler beceremezdi ama içinde bir şeylerin acıdığını duyabiliyordu.. Bir şeylerin kırıldığını, paramparça olduğunu ve canının yanmasına engel olamadığını biliyordu sadece.. Etrafına baktığında anlamlı gelen hiçbir şey yoktu.. Ne zaman ki aynanın karşısına geçse, yabancı birini görüyordu karşısında.. Sanki varlığını yeni yeni farketmeye başladığı ama aynı zamanda da hep orada olduğunu bildiği birini.. Uzun uzun inceliyordu o yabancıyı; göz göze bakıyorlardı birbirlerine, birbirlerinin konuşmalarını dinliyorlardı, birbirlerinin gülümseyişlerini ve ağlamalarını izliyorlardı.. Her şeyden önemlisi de birbirlerinin acılarını paylaşıyorlardı.. İkisinin gözünde de karanlık bir boşluk vardı.. Sadece onlar da değil, kim onlara dikkatle baksa anlayabilirdi, tabii nedenini bilmeden.. Gerçi neden bilmeye de gerek var mıydı? Sonuçta ayna karşısındaki tanıdık yabancı ve kendisi de bilmiyordu neden o boşluğun tüm vücutlarına tıpkı bir hastalık gibi yayıldığını.. Sadece canlarının acıdığını, acının günden güne daha da arttığını ve engel olamadıklarını biliyorlardı.. Kafaları karışık mıydı? Hayır.. Çünkü kafalarının karışık olması için birden fazla şey düşünüyor olmaları gerekirdi ama onlar artık hiçbir şey düşünemiyorlardı.. Nefret etmiyorlardı birbirlerinden ancak birbirlerini sevmiyorlardı da.. Yine de en çok birbirlerinin yanında rahat hisseder olmuşlardı.. Ne zaman içlerinden ağlamak gelse karşı karşıya geçiyor, bir şey söylemeden birbirlerinin ağlayışlarını izliyorlardı.. Ne zaman gülmek isteseler, yine karşı karşıya durup bir diğerinin, kendisininkine tıpatıp benzeyen kahkahasını dinliyorlardı.. Bazen ortada hiç bir sebep yokken bile yüz yüze oturup birbirlerini izliyorlardı.. Günlük rutinleri olmuştu bu artık onların.. Tabii ki ikisinin de hayatlarında kendi arkadaşları, sevgilileri, aileleri ve diğer insanlar vardı ama hiç biri artık güvende hissettirmiyordu onlara kendilerini.. Onlar için sadece kendileri vardı...