Ben aydınlığa çıkarım çıkmasına da, sen nasıl yaşayacaksın bir ömür kendinle tek başına be çocuk?
Nasıl her gün aynada kendi yüzüne bakacaksın?
Nasıl geçecek lokmalar boğazından?
Benim sevdiğim şeyler aklına gelince midene kramplar girmeyecek mi?
Benimle yürüdüğün yollardan tek başına geçerken, gözyaşlarım batmayacak mı ayaklarına?
Benimle baktığın şehir, adımı fısıldamayacak mı yüzüne?
O vapur bundan sonra ıssız gelmeyecek mi sana?
Martılar gözlerini gagalamayacak mı hiç?
Tost yerken boğulduğunu hissetmeyecek misin?
Sokak’ın bırak içine girmeyi, önünden bile geçerken kolyem boğazlamayacak mı seni?
Benimle aynı boy olan parmaklarına baktığında, o parmaklar utançtan kırılıp küçülmeyecekler mi?
Defterimin sayfaları milyonlarca küçük bıçak olup oyuklar açmayacak mı benim dokunmaya kıyamadığım teninde?
Kitap ayracım bana yaşattıklarını her hatırladığında binbir parçaya bölmeyecek mi seni?
Bensiz içtiğin sular boğmayacak mı seni?
Nasıl bakacaksın aynadaki yansımana?
Nasıl yaşayacaksın bana atmaya çalıştığın yüklerin altında? Nasıl kaldıracaksın onları?
Vicdanın göğüs kafesini parçalamayacak mı?
Okşamaya doyamadığım saçların, senin beni bırakışın gibi bırakmadı mı seni? Bunu bilerek nasıl dokunacaksın başına her ağrıdığında?
Masal okuyabilecek misin artık? Kurşun Asker, Parmak Kız, Şehir Faresi ve Tarla Faresi… Aklına her gelişlerinde kulak zarın parçalanmayacak mı?
Aynada karşında duran adamın gözlerinin içine nasıl bakacaksın? Nasıl be çocuk?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder