5 Temmuz 2016 Salı

Uzun zaman sonra...

Dizinize başını yasladığında, güvenle gözlerini kapatabilecek adamları sevin. Sesinizi duyunca huzurlu hissedecek ama sizi her seferinde daha çok özlemek için hem size, hem kendine yeterli alanı bırakacak adamları sevin. Hayatın tüm o koşturması arasında sizi görebilmek, sizinle zaman geçirebilmek için fırsatlar yaratan adamları sevin. Sizin yanınızda kendini, sizden saklama gereği duymayan adamları. Yeri geldiğinde siz ağlarken size sarılacak, yeri geldiğinde kollarınızda hıçkıra hıçkıra ağlayabilecek adamları. Tercihlerinize, hayatınıza, inançlarınıza ve en önemlisi size saygı duyan, kendi doğrularını dayatmaya çalışmayan adamları sevin. Şiirden anlayan adamları sevin. Şiirden, kitaptan, filmden, oyundan, müzikten, yemekten. En önemlisi de gözlerinizden anlayan adamları sevin. Dudağınızın kenarındaki küçük hareketlere dikkat eden, sizi yargılamadan gözlemleyen ve sizi siz olduğunuz için hayatına alan adamları sevin. Size kendinizi değerli hissettiren ama vazgeçilebilir olduğunuzu unutturmayan adamları. Öyle ki, bu adamlar size, sizi bir ömür seveceklerine, her daim yanınızda olacaklarına ya da sizsiz yaşayamayacaklarına dair dışarıdan süslü ve masallardan çıkma gözüken sözcüklerle gelmek yerine yüreklerini avuçlarına alıp, onları oldukları gibi görmenizi sağlayacaklardır. Sonsuz aşk kavramının bu denli güven sarsıcı olduğu bu dönemde, size geleceğe dair hiçbir şey vaat etmeyen ama size bugününüzü yaşama fırsatı sunan adamları sevin. Onlara sarılın. Dertlerini dinleyin, dertlerinizi paylaşın. Canınız sıkkınken gerek sizi neşelendirmeye çalışacak, gerekse sizinle birlikte ağlayacak adamları sevin. Uğrunuza mesafeler aşabilen, uğruna mesafeler aşacağınız adamları sevin. Sevginizi karşılıksız bırakmayan adamları. Hayata karşı inşa ettikleri savunma mekanizmasını aralayıp, o araladıkları yerden size bakan ve sizin de onu görmenizi sağlayacak adamları. Sizi kollarına aldığında kafanızın içindeki seslerin susmasını sağlayacak, size derin derin nefes alabilmeyi hatırlatacak, kollarınıza başını koyduğunda hiçbir şey düşünmeden gökyüzüne bakabilecek adamları sevin. Sizinle yürüyen, sizinle müzik dinleyen, sizinle oyun oynayan, şarkı söyleyen, yemek hazırlayan ve sizinle hayal alemine giden adamları sevin. Yazdıklarınızı, eleştirmek ya da yargılamak için değil de sizi gerçekten anlayabilmek, kafanızın içindeki henüz sizin de tam anlamıyla keşfedemediğiniz “labirentin” sırlarını çözebilmek için okuyan adamları sevin. Yazı yazan, müzik yapan, gülen ama güldüğü gibi ağlamasını da bilen adamları sevin. Her yanınıza gelişinde sizin için, sizi mutlu etmek için küçüğüyle büyüğüyle sürprizler hazırlayan adamları sevin. Masal seven adamları sevin. Sizin sesinizden uslu uslu masal dinleyen adamları daha çok sevin. Yanınızda dururken devasa olduğu halde, size sarıldığında kırılganlaşan, sizinle konuşurken saydamlaşan, size baktığında derinizin altında olanları gören adamları sevin. Hayatınızın en berbat döneminde karşınıza çıkan, sizinle ilgilenen, onunla ilgilenmeyi sevdiğiniz adamları sevin. Çekinmeden içinizi açabileceğiniz ve bunu yaptığınız için suçlanmayacağınız adamları. Alın o adamları hayatınıza. O adamların hayatına girin. Geçici de olsa olun birbirinizin hayatında. Her şeyin bir gün biteceğini, canlı veya cansız her şeyin bir sonu olduğunu bilen ve size sonsuzluk vaat etmeyen adamlarla birlikte olun. Sarılın o adamlara. Gözlerinden öpün. Ellerinden, parmaklarından, avuç içlerinden, gamzelerinden öpün. Bırakın o adamlar görevlerini tamamlayıp, sizi hayatınızda bir basamak üste taşıyana kadar kalsınlar hayatınızda. Siz de onların büyümelerine yardım edin. Birbirinize öğretecek çok seyiniz olsun. Gösterecek çok yolunuz, söyleyecek çok sözünüz, susacak çok zamanınız olsun. Karşınıza çıkan yol ayrımından ne yöne giderseniz daha iyi olacağını ya da daha az yara alacağınızı hesap etmek zorunda kalacağınız değil de ne yöne giderseniz gidin sizi ufak mutluluklarla kutsayacak, size küçük de olsa tekrar umut olacak ve yaptığınız seçimlerden ziyade o seçimleri doyasıya yaşamanızın daha önemli olduğunu hatırlatacak adamları sevin. Sizi sevmekten gocunmayan, gardını az da olsa indirmekten her ne kadar korksa da rahatsızlık duymayan, hatta bunu farkında olmadan yapan adamları sevin. Saçlarınızı okşayan, saçlarını okşarken huzur bulduğunuz adamları. Alın o adamları hayatınıza, izin verin büyütsünler sizi. İzin verin zamanları dolunca gitsinler hayatınızdan. İzin verin o adamlar yürüdüğünüz yolda size eşlik etmek istedikleri yere kadar eşlik etsinler. Öyle ki, siz onların hayatından gitmek istediğinizde gideceğiniz yere varabilmeniz adına yolunuzu sizin için açan, yolunuzu açmanıza yardım eden, duygusal yükleriyle sizi kendilerine bağlı tutmaya çalışmayan adamları sevin. Sevin o adamları. Bulun, sevin ve izin verin zamanı gelince gitsinler hayatınızdan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder