Bu yazının konusunun evlilik olmasını istedim çünkü bana göre çok alengirli bir konu kendisi...
Bazılarımızın aklına evlilik denince ilk olarak bağlılık gelebilir ya da sevdiği insanla bir ömür beraber mutlu olmak.. Ama bana çürüyen ilişkileri düşündürüyor evlilik.. Çürümüş, içten içe yok olmaya yavaş yavaş başlamış ve zaman ilerledikçe yok olma hızı da artmış ilişkiler.. Yok olmanın da ötesinde mutsuzluktan kendi varlıklarını bile unutmuş çiftler geliyor aklıma evlilik dendiği zaman.. Bir imzayla hayatları birbirine düğümlenmiş ve özellikle uzun zamandır birlikte olan çiftlerde şunu görüyorum genellikle; "Artık bunun ötesini yapamaz bana!" diye düşünüyorlar fakat ya ortada çocukları olduğu için ya da geçen yılların hatırına boşanmayı düşünmüyorlar (tabii bu dediğim şey, her şeye rağmen inatla devam eden ilişkiler için geçerli).. "O kadar yıl onunla geçirdikten sonra yalnız olmayı göze alamam." diyor bazısı, bazısı da "Gençliğim elimden gitmiş, bundan sonra kimi bulacağım da kiminle evleneceğim? En iyisi eldekiyle idare etmek.." diyor.. Bunlar ne kadar mantıklı bilemiyorum tabii, sonuçta hiç evlenmedim ve düşünmüyorum da evlenmeyi..
Neden mi peki?
Çünkü tüm bunları gördükten sonra insan tüm evliliklerin -istisnalar hariç- aynı süreçten geçeceğine inanıyor.. Aynı mutsuzluk ve çürüme sürecinden... Eninde sonunda bütün evliliklerin kendi kendilerini tüketmeye başlayacaklarına inanıyor.. Hala devam ediyor bile olsalar aslında ruhlarının çoktan ölmüş olduklarına inanıyor..
Hem hayat kişisel anlamda bu kadar zorken neden bir başkasının getireceği veya yol açacağı sorunları göğüslemek ister ki bir insan? O kişiye çok aşık olduğu için mi? Tüm hayatını ne olursa olsun onunla geçirmek istediği ve fikrinin geçen yıllar içerisinde asla ve asla değişmeyeceğine inandığı için mi? Yoksa çok güçlü bir karakteri olduğuna inanıp ne olursa olsun hiç pes etmeyeceğini düşündüğü için mi? Pes etmeyi geçtim, o insanın onu hiç yormayacağına inandığı için mi? En fenası da karşısındakinin iyisiyle kötüsüyle bütün özelliklerini bildiği halde kendi benliğini hiçe saymak uğruna onun her şeyine katlanmayı göze aldığı için mi? İnanın bilmiyorum.. İlerde bunlardan biri yüzünden evliliğe karşı benimsediğim soğuk bakış açım değişir mi, onu da bilmiyorum..
Bildiğim tek bir şey var evlenmeye cesaret edebilmek hakkında.. O da; bir insan yukarıda yazdığım sebeplerden hangisi yüzünden olursa olsun, eğer bir kişiyle evlenmek istiyorsa, o kişinin olağanüstü bir insan olduğunu düşünmeli. Ya da belki de çoktan düşünüyordur bile?...
Peki diyeceksiniz ki; "O zaman yıllar geçmiş olmasına rağmen mutluluklarından bir damlasını kaybetmemiş çiftler nasıl hala bu kadar sağlam kalabildiler?".. Bunun cevabını da bilmiyorum.. Ama sanırım birbirlerine olan inançları çok güçlüdür veya çok iyi muhabbet ediyorlardır.. Ya da ne bileyim, belki ikisi de çok iyi birer tavla oyuncusudur :)
Yani işin özü, evleneceğin adamın/kadının hem sana kendini olağanüstü hissettirmesi lazım hem de senin, onların olağanüstü birer insan olduklarını düşünmen lazım...
Ve tabii (evliliğe belki sıcak bakarım ilerde diye söylüyorum bunu) umarım hepimiz, bizim için olağanüstü olan kişilerle tanışma ve bir ömrü onlarla geçirebilme fırsatını bulur ve değerlendiririz... Ama dediğim gibi benim durumum muamma...:)
Blogunu okuduktan sonra evliliğin tanımına bakayım dedim.
YanıtlaSil''Evlilik, iki kişinin aile kurmak üzere kanunların uygun gördüğü şekilde, ruhen ve bedenen bir ömür boyu sürecek şekilde biraraya gelmesi.'' - Wikipedia (tanım, ruhen ve bedenen bir ömür boyu sürmesi amacıyla(gayesiyle, ümidiyle) biraraya gelmesi. diye devam etseymiş daha iyi olabilirmiş)
Yayın organları bu tip haberleri ''hayatlarını birleştirdiler.'' şeklinde veriyor. Farklı aile ve sosyal koşullardan iki ''farklı'' hayata sahip insanın ortak yaşama başlaması.
Çoğalmak için bir araya gelmenin meşruiyet kazanması da olabilir.
Tanımlar çok soğuk. Ama hepsinin ortak noktası bence şu ''Evlilikten duygusal bağlamda hiçbir şey bekleme'' :)
"çoğalmak için bir araya gelmenin meşruiyet kazanması" en çarpıcı cümle oldu sanırım :) ayrıca ortak noktaya da katılıyorum çünkü evlilikten duygusal bir şeylerin beklenebilmesi için iki tarafın da ölümüne sevgi dolu ve fedakar olması lazım ama iki taraf hiçbir zaman böyle olmaz :)
Sil